top of page
Kendine-Bir-Yer-Aç-logo

Başkaların Hatalarının Günah Keçisi Olmak

nurunverunlu
14 Eyl
2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 23 Eyl

Bazen özgürleşmek, taşımak zorunda olduğumuz tüm sahte yüzleri geride bırakmakla başlar.

Her zaman suç senin üzerinde olacak.

 

    Bazı insanlar, yaptıkları hatayla yüzleşmek yerine, suçu taşıyabilecek en sessiz omzu ararlar. Ve çoğu zaman o omuz sen olursun. 

 

    Dökülen kahvenin nedeni dikkatsizleri değildir onlara göre; senin bardağı yanlış yere koymuş olmandır. Kendi dağınıklarını senin düzenine yükler, vicdanlarını rahatlatacak bir sebep ararlar. Çünkü bazı insanlar için önemli olan gerçeğe ulaşmak değil, suçtan uzaklaşmaktır. Bir buluşmaya geç kalan kişi kendisidir. Ama birkaç dakika içinde hikaye değişir. “Sen de haber vermedin.” Bir anda gecikmenin sorumlusu sen oluverirsin. Çünkü özür dilemek yerine bahane üretmek, birçok insanlara daha kolay gelir. Unutulan sözler, kaçırılan tarihler, yerine getirilmeyen sorumluluklar…Bunların hiçbirinin sahibi olmak istemezler. O yüzden eksik kalan her parçayı senin üzerine bırakırlar. “Söyleseydin.” “Hatırlasaydın.” “Uyarsaydın.” Sanki herkes kendi hayatının sorumlusu değilmiş gibi. 

 

    Bazen kendi verdikleri yanlış kararların bedelini sana ödetmeye çalışırlar. Sen karışmamışsındır. Saygı duymuşsundur. Tercihlerine müdahale etmemişsindir. Ama işler kötü gittiğinde ilk duyacağın cümle şudur: “Niye beni engellemedin.” Oysa özgürlüğünü isteyende kendisiydi. Seni incitirler. Ardından dönüp senin fazla alıngan olduğunu söylerler. Kırıcı olan sözlerini değil, senin hislerini sorgularlar. Çünkü özür dilemek cesaret ister; karşı tarafı “çok hassas” ilan etmek yalnızca birkaç kelime…

 

    Bazen de seni uzun süre görmezden gelirler. Mesajlarına geç dönerler. İlgisizi davranırlar. Sen de bir süre sonra geri çekilirsin. “Neden bu kadar uzaklaştın?” Sanki aradaki mesafeyi sen koymuşsun gibi. Seni dinlemezler. Sen konuşurken cevap hazırlayan insanlar vardır. Sonra bir gün gelir, “Niye hiçbir şey söylemedin?” derler. Oysa söyledin. Belki bir kez değil, defalarca. Ama duymak istemeyen kulaklar, söyleneni değil, işine geleni hatırlar. 

 

    Hayatta bazı insanlar vardır; seni anlamak için değil, sana cevap vermek için dinler. Sen kendini anlatırken onlar çoktan savunmalarını hazırlamıştır. Çünkü amaçları gerçeği görmek değil, haklı çıkmaktır. Ve böyle anlarda anlarsın ki; karşındaki kişi seni dinlemiyor, sadece sıra kendisine gelsin diye bekliyor. İnsan bazen kendi kurduğu mesafenin bile sorumluluğunu üstlenemez. Yaklaşmayan odur. İlgilenmeye odur. Ama sonunda, “Sen çok değiştin.” “Artık eskisi gibi değilsin.” demeyi tercih eder. Çünkü kendi soğukluğuyla yüzleşmektense, senin değiştiğine inanmak daha kolaydır. 

 

Doğu felsefesinde güzel bir söz vardır:

“İnsan, kendinde kabul edemediği yönleri başkalarında suç olarak görmeye başlar.”

 

    Bu yüzden bazı insanların yönelttiği suçlamalar, aslında seninle değil; onların kendileriyle veremedikleri mücadelenin dışa vurumudur.  Her yük sana ait değildir. Her suçlama gerçeği temsil etmez. Ve bir hikâyede kötü karakter olarak anlatılman, gerçekten kötü olduğun anlamına gelmez. Bazen yalnızca, başkasının hatalarıyla yüzleşmek istemediği bir hikâyenin en kolay hedefi olursun.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page