Self Date: Yalnız Değilsin
Güncelleme tarihi: 23 Eyl

Bazen biriyle buluşmak için saatler öncesinden hazırlanırız. Ne giyeceğimizi düşünür, nereye gideceğimize karar verir, güzel bir masa seçer ve o günü heyecanla bekleriz. Peki, aynı özeni kendimizle geçireceğimiz bir güne göstermeyi hiç düşündük mü? İşte tam olarak burada “Self Date” kavramı karşımıza çıkıyor.
Self Date, kişinin yalnız başına, tıpkı sevdiği biriyle buluşmaya gider gibi kendine zaman ayırması ve bu zamanı keyif aldığı aktivitelerle değerlendirmesi demek. Aslında oldukça basit ama bir o kadar da değerli bir şey: Kendinle vakit geçirmek. Çünkü insanın kendisiyle kurduğu ilişki, hayatındaki diğer bütün ilişkilerin temelini oluşturuyor.
Kendinle Bir Kahve İçmeye Ne Dersin?
Bir kafeye gidip tek başına kahve içmek ilk başta bazı insanlara garip gelebilir. Etrafınıza baktığınızda herkesin yanında birileri vardır ve bir süre sonra insan kendini yalnız hissedebilir. Ama aslında yalnız olmak ile tek başına olmak aynı şey değildir. Tek başına oturup kahveni yudumlarken kitabını okuyabilir, çevrendeki insanları izleyebilir, müzik dinleyebilir ya da sadece düşüncelerine eşlik edebilirsin. Üstelik kimseye yetişmek zorunda değilsin. Kahveni istediğin kadar yavaş içebilirsin. Masadan ne zamana kalkacağına yalnızca sen karar verirsin. Bir yere yetişmek, birinin sohbetini sürdürmek veya “Acaba sıkılıyor mu?” diye düşünmek zorunda kalmazsın. Bazen insanın ihtiyacı olan şey tam olarak budur. Kendi sessizliğinde biraz nefes almak. Kahve ve Kitap: En güzel buluşmalardan biri. Kendinle yapabileceğin en güzel buluşmalardan biri de bir kitapçıya gidip ardından güzel bir kafede kahve içmek olabilir. Kitabını seçerken acele etme. Rafların arasında dolaş, ilgini çeken kitaplara bak. Belki uzun zamandır okumak istediğin bir kitabı alırsın, belki de hiç planlamadığın bir kitabı keşfedersin. Sonra kitabını alıp güzel bir kafeye geç. Telefonunu bir kenara bırak. Kahveni söyle. Ve kitabının ilk sayfasını aç. O an aslında yalnız değilsindir. Kendinlesindir.
Self Date için illa oturup bir şeyler yapmak da gerekmiyor. Bir müzeye veya sergiye tek başına gitmeyi deneyebilirsin. Bir eserin karşısında istediğin kadar durabilmek, kimsenin “Hadi geçelim.” Dememesi, ilgini çeken bir tabloya dakikalarca bakabilmek oldukça özgürleştirici olabilir. Üstelik tek başına gezdiğinde kendi merakının peşinden gidersin. Bir eserin önünde durup, ”Bende nasıl bir his uyandırdı?” diye düşünürsün. Belki de kendin hakkında daha önce fark etmediğin bir şeyi fark edersin. Bazen ihtiyacımız olan şey kalabalıktan uzaklaşmaktır. Güzel bir havada yürüyüşe çıkmak, bir parka gitmek, ormanda yürümek ya da sadece sessiz bir yerde oturup çevreyi izlemek de harika bir Self Date olabilir. Kulaklığını takıp sevdiğin müzikleri dinleyebilir veya tam tersine hiçbir şey dinlemeden yürüyebilirsin. Adımlarını, rüzgârı, ağaçların sesini fark edebilirsin. Günlük hayatın telaşında çoğu zaman fark etmediğimiz şeyleri, yavaşladığımızda görmeye başlarız.
Bir başka güzel Self Date fikri ise daha önce denemediğin bir lezzeti keşfetmek. Daha önce gitmediğin bir restorana tek başına gidebilir, yeni bir tatlı deneyebilir veya daha önce hiç içmediğin bir kahveyi sipariş edebilirsin. Burada amaç sadece yemek yemek değil. Kendine yeni deneyimler hediye etmek. Bazen küçük bir değişiklik bile günümüzü güzelleştirebilir. Kendinle sinemaya git. “Tek başına sinemaya gitmek biraz tuhaf olmaz mı?” diye düşünüyorsan bir kez denemeni öneririm. Filmi seçersin. Biletini alırsın. Patlamış mısırını alıp yerine geçersin. Ve film boyunca yalnızca hikayeye odaklanırsın. Kimseyle filmin nasıl olduğunu konuşmak zorunda değilsin. Film bittiğinde istersen hemen eve gidersin, istersen yürüyüş yaparsın, istersen bir kafeye oturup film hakkında düşünürsün. Bu tamamen senin günün. Bazen kendimize de randevu vermeliyiz. Hayatımız boyunca insanlara zaman ayırıyoruz. Ailemize, arkadaşlarımıza, eşimize, işimize… herkesin doğum gününü hatırlıyor, herkesin önemli günlerinde yanında olmaya çalışıyoruz. Peki kendimizi ne zaman hatırlıyoruz? Ne zaman sadece “Bugün kendim için ne yapmak istiyorum?” diye soruyoruz? Belki de Self Date’in en güzel tarafı burada başlıyor. Kendine zaman ayırmak bencillik değildir. Tam tersine, kendine verdiğin değerin bir göstergesidir. Çünkü insan kendisiyle baş başa kalabildiğinde, kendi düşüncelerini daha iyi duymaya başlar. Neyi sevdiğini, nelerden yorulduğunu ve aslında hayatında nelere ihtiyaç duyduğunu daha iyi fark eder. Bazen kalabalıktan uzaklaşmak, insanlardan kaçmak anlamına gelmez. Kendine yaklaşmak anlamına gelir. Kendinle vakit geçirmeyi öğren. İlk başlarda tek başına bir kafede oturmak, sinemaya gitmek veya bir restoranda yemek yemek garip gelebilir. Ama zamanla alışacaksın. Hatta bir süre sonra yalnızca başkaları müsait olduğunda değil, sen istediğinde de dışarı çıkabileceğini fark edeceksin. Bir plan yapmak için illa birinin sana eşlik etmesine ihtiyaç duymayacaksın. Çünkü kendi arkadaşlığının da güzel olduğunu keşfedeceksin. Belki bir gün kahveni alıp kitabını açacaksın. Başka bir gün bir müzede saatlerce dolaşacaksın. Bir başka gün uzun bir yürüyüşe çıkacaksın. Bazen de hiçbir plan yapmadan yalnızca kendinle kalacaksın.
Ve bütün her şeyin sonunda belki de şunu anlayacaksın: Kendinle güzel vakit geçirebiliyorsan, yalnız değilsin.



Yorumlar