top of page
Kendine-Bir-Yer-Aç-logo

Bir Pati, Bir Hayat 🐾

nurunverunlu
12 Eyl
2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 23 Eyl

Hayatıma bir mucize gibi girdi…


 

Yüksek lisans yaptığım dönemde, eşyalı olarak tuttuğum evin bahçesinde onunla tanışmıştım. Her gün bahçeye mama ve su bırakıyordum. O da bana teşekkür eder gibi her gün camımın önüne gelir, sinekliğe patisiyle hafifçe vururdu. Kıyamazdım. Kapıyı açar, içeri alırdım. Sanki yıllardır beni tanıyormuş gibi doğruca koltuğa uzanır, huzur içinde uyurdu. Bu küçük rutin tam bir yıl boyunca hiç bozulmadı. Her gün onu beklerdim, o da beni…

 



Bazen biraz geciktiğinde telaşlanır, “Acaba başına bir şey mi geldi?” Diye düşünürdüm. Ama günün sonunda mutlaka gelirdi. Bir süre sonra bunun böyle devam edemeceğini anladım. Artık onun sadece bahçedeki bir misafir değil, ailemin bir parçası olmasını istiyordum. Ve onu sahiplendim. Veterinere gittik. Pasaportunu çıkardık. Aşılarını yaptırdık. Temizlendik… Ve artık aynı evde yaşamaya başladık. O günden sonra onun adı sadece bir sokak kedisi değildi. Artık benim kızım olmuştu. Zeytin… Bir süre sonra Zeytin’de değişiklikler fark etmeye başladım. Daha yavaş hareket ediyor, karnı her geçen gün biraz daha büyüyordu. Ve beklediğimiz o mucize gerçekleşti.

 

23 Nisan 2020…

 

    Koronavirüs pandemisinin bütün dünyayı eve kapattığı günlerde, Zeytin bana dört tane minik yavru hediye etti. Bir tarafta yüksek lisans dersleri, diğer tarafta beş tane kedi… Hayatımın en yorucu ama aynı zamanda en mutlu günleriydi. Yavruların 2 ay boyunca ilk yürüyüşlerine, ilk oyunlarına, ilk miyavlamalarına, hepsine tek tek şahit oldum. Sonra ayrılık vakti geldi. Öğrenci olarak beş kediye birden bakabilecek maddi gücüm yoktu. Her biri sevgi dolu ailelerine gitti. İlk doğan erkek yavrum Yaramaz, bir dostuma, bal kızım Gato, başka bir arkadaşıma, Suzi teyzeme ve son yavrum Oliva… O ise benden hiç ayrılmadı. Çünkü Zeytin’den bana kalan en güzel hatıraydı. Artık yoluma Zeytin ve Oliva ile devam ediyordum. Sonra hayat bana en zor anlarından birini yaşattı. Mayıs 2022… Kızım Zeytin hastalandı. Ve onu kaybettim. Hayatım boyunca unutamayacağım günlerden biriydi. Evde her köşede Oliva ile onu aradık. Sesini duymayı bekledik. Kapıya bakmasını, Camın önüne uzanmasını, hepsi bir anda anı oldu. Bugün hala onu özlüyorum. Ama ne zaman Oliva’ya baksam, Zeytin’i görüyorum. Sanki bana bıraktığı en güzel emanet hala yanımda. Yıllar sonra Suzi’nin de üç yavrusu oldu. Onlardan birini de sahiplendim. Bugün artık hayatıma Oliva ve Simba ile devam ediyorum. 


Oliva İle Simba

 

İyi ki geldin Zeytin…

İyi ki bana kendini sevdirdin.

İyi ki bana sevginin karşılıksız olabileceğini gösterdin.

Ve iyi ki bana iki can dostu bıraktın.

 

    Evcil hayvanlar yalnızca bir hayvan değildir. Onlar bazen bir dost, bazen bir sırdaş, bazen de bir evlattır. Siz üzgün olduğunuzda sessizce yanınıza uzanırlar. Hasta olduğunuzda başınızdan ayrılmazlar. Mutlu olduğunuzda sizinle birlikte sevinirler. Konuşamazlar ama sevgilerini anlatmak için kelimelere ihtiyaçları da yoktur. 

 

    Bir şeyi hiçbir zaman anlayamadım. Hayvanları sevmeyen insanların, insan sevgisini gerçekten hissedebileceğine inanmakta zorlanıyorum. Çünkü onlar kendilerini savunamayan canlılar. Canları acıdığında bunu anlatamazlar. Acıktıklarında sadece beklerler. Susadıklarında konuşamazlar. Buna rağmen bir kap suyu tekmeleyen… Onlara zarar vermeyi eğlence sanan insanlar var. Oysa bir cana yapılan kötülük, hangi canlıya yapılırsa yapılsın vicdanı yaralar. Sokakta yaşayan bir hayvanın sizden istediği tek şey biraz merhamet. Bir kap su, bir avuç mama ve yaşama hakkına saygıdır. Belki dünyayı değiştiremeyiz. Ama bir canın dünyasını değiştirebiliriz. Bazen bunun için gereken tek şey, kaldırım kenarına bırakılmış bir kap su ve biraz sevgidir.


 

    Hayvanlar konuşamaz; ama sevgiyi en güzel onlar anlatır. Belki de insan olmanın en büyük göstergesi, sesi çıkmayan bir canın sesini duyabilmektir.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page