Senin ışığın, bazılarının karanlığını gösterir.
Güncelleme tarihi: 23 Eyl

Bazı insanlar sizin ışığınızdan rahatsız olur.
Bazı insanlar sizi sevmez. Başarınızı, mutluluğunuzu, planlarınızı ya da hayata bakışınızı içtenlikle desteklemezler. Bunu her zaman açıkça söylemezler; hatta çoğu zaman dostça davranırlar. Ama söyledikleri bazı cümlelerde, verdikleri tepkilerde ve sizinle kurdukları ilişkide bunu hissettirirler. Üstelik bunun sebebi her zaman sizin bir hatanız değildir. Bazen insanları rahatsız eden şey, sizin olduğunuz kişi olmanızdır. Dürüstlüğünüz, içtenliğiniz, kendinize ait bir hayatınızın olması, bir şeyleri gerçekten istemeniz ya da kendi yolunuzda ilerlemeniz… Bazı insanlarda hayranlık uyandırması gereken bu özellikler, başkalarında kıskançlık ve huzursuzluk yaratabilir. Çünkü insan, çoğu zaman başkasında gördüğü şey üzerinden kendi hayatına bakar. Siz olduğunuz gibi davrandığınızda, bazı insanların yıllardır sakladığı eksiklikler daha görünür hale gelebilir. Siz mutlu olduğunuzda kendi mutsuzluklarını, siz cesaret ettiğinizde kendi korkularını, siz ilerlediğinizde yerinde saydıklarını fark edebilirler. Ve bunu kabullenmek yerine, bazen sizi küçümsemeyi tercih ederler. Örneğin bir gün çok görmek istediğiniz bir şehirden bahsedersiniz. Siz heyecanlar anlatırken karşınızdaki kişi hemen şunu söyler: “Orada ne var ki? Hiç güzel bir yer değil. Görülmeye bile değmez.” Siz yine de gidersiniz ve çok güzel vakit geçirirsiniz. Ya da uzun zamandır beğendiğiniz bir eşyadan bahsedersiniz. Onu almak istediğinizi söylediğinizde, sizi neden gereksiz olduğunu, neden güzel olmadığını anlatırlar. Bir süre sonra bakarsınız ki aynı şeyi kendileri satın almış. Bazen de yeni başlayacağınız bir eğitimden, yapmak istediğiniz bir işten ya da gerçekleştirmek istediğiniz bir plandan söz edersiniz. Daha siz başlamadan, neden olmayacağını anlatan bir sürü cümle duyarsınız. “Bence uğraşma.” “Bundan sana ne fayda gelecek?” “Bence çok da önemli değil.” “Ben olsam yapmazdım.”
Elbette herkesin bir fikri olabilir. Her olumsuz yorum da kıskançlık anlamına gelmez. Bazen insanlar gerçekten farklı düşündükleri için eleştirirler. Fakat bir insanın nerdeyse her güzel gelişmenize bir karşılık vermesi, mutluğunuzu küçümsemesi ve sizin heyecan duyduğunuz şeyleri sürekli değersizleştirmesi artık dikkate alınması gereken bir davranış biçimidir. Çünkü sizi seven ve size değer veren biri, her kararınızı desteklemek zorunda değildir. Ama sizin mutluluğunuzu küçümsemek yerine, sizi anlamaya çalışır. Kendine gerçekten değer veren insan, başkasının hayatıyla sürekli yarışmaz. Başkasının ne aldığını, nereye gittiğini, ne yaptığını, ne kadar başarılı olduğunu takip ederken kendi değerini belirlemeye çalışmaz. Kendi hayatına bakar, kendi eksiklerini tamamlamaya ve kendini geliştirmeye çalışır. Bu yüzden bazı insanlara kızmak yerine onları anlamak daha doğru olabilir. Çünkü belki de sorun siz değilsinizdir. Belki onların kendi hayatlarıyla kuramadıkları bağdır. Fakat anlamak, her şeye katlanmak anlamına gelmez. Bazı insanlarla aranıza mesafe koymanız gerekir. Çünkü sürekli eleştirilen, küçümsenen ve enerjisi düşürülen bir insan, zamanla çevresindeki insanların bakış açısını taşımaya başlayabilir.

Bir süre sonra fark edersiniz ki eskiden heyecan duyduğunuz şeyleri anlatmak istemiyorsunuz. Yeni bir plan yaptığınızda hemen “Acaba ne diyecek?” diye düşünüyorsunuz. Bir şey satın almak istediğinizde kendinizi sorguluyorsunuz. Bir yere gitmek istediğinizde hevesiniz kaçıyor. Ve en kötüsü, siz de zamanla her şeye kusur bulan, hiçbir şeyden memnun olmayan birine dönüşmeye başlıyorsunuz. İşte o noktada mesafenin neden gerekli olduğunu anlarsınız.
Peki böyle insanlardan nasıl uzaklaşılır?
Bence bunun en sağlıklı yolu kavga etmek ya da büyük bir hesaplaşmaya girmek değildir. Her şeyi anlatmayı bırakmakla başlayabilirsiniz. Yeni planlarınızı, almak istediğiniz şeyleri, başlayacağınız eğitimleri, hayallerinizi ve kendinizle ilgili her ayrıntıyı herkesle paylaşmak zorunda değilsiniz. Bazı planlar sessizlikte daha güzel büyür. Size sürekli kötülemeye çalıştıkları şeyleri de hemen ciddiye almayın. Birinin bir şeyi beğenmemesi, onun sizin için de kötü olduğu anlamına gelmez. Kendi fikrinizi oluşturun, araştırın ve kararınızı kendiniz verin. Sonrasında görüşme sıklığınızı yavaş yavaş azaltabilirsiniz. Her uzaklaşmanın büyük bir kavga ile gerçekleşmesi gerekmez. Bazen daha az konuşmak, daha az görüşmek ve hayatınızın bazı anlarını kendinize saklamak yeterlidir. Kırmadan, incitmeden ve kimseyi kötü ilan etmeden mesafe koyabilirsiniz. Eğer tamamen hayatınızdan çıkarmak istemiyorsanız, ilişkinizi daha sınırlı bir noktaya taşıyabilirsiniz. Eskisi kadar sık görüşmezsiniz. Her şeyinizi anlatmazsınız. Onun düşüncelerinin sizin ruh halinizi belirlemesine izin vermezsiniz. Çünkü asıl mesele sadece o insana uzaklaşmak değildir. Asıl mesele, onun sizin üzerinizdeki etkisini azaltmaktır. Bir gün aynı insan size yine “Bence bunu yapma.” dediğinde, eskisi gibi içinizden bir şeylerin yıkılmadığını fark edersiniz. Sadece gülümsersiniz. Çünkü artık onun fikrinin sizin hayatınızda gerçeği olmadığını bilirsiniz. İnsanları değiştiremeyiz. Herkesin kalbine bizim istediğimiz gibi bakmasını da sağlayamayız. Fakat kimin yanında ne kadar kalacağımıza, neyi paylaşacağımıza ve kimin düşüncelerine ne kadar vereceğimize karar verebilirsiniz. Hayat enerjinizi korumak bencillik değildir. Kendinizi sürekli küçülmek zorunda hissettiğiniz ortamlardan uzaklaşmak da bencillik değildir. Bazen kendinize verebileceğiniz en büyük iyilik, ışığınızı söndürmeye çalışan insanlarla aranıza biraz mesafe koymaktır. Çünkü hayat, başkalarının sizin için çizdiği sınırlar kadar küçük değildir.
Siz kendiniz olmaya devam edin.
Planlarınızı yapın. Hayallerinizin peşinden gidin. Mutluluğunuzu başkalarının tepkilerine teslim etmeyin.
Ve unutmayın; sizin ışığınızdan rahatsız olan herkes kötü bir insan olmak zorunda değildir. Ama sizin ışığınızı söndürmesine izin vermek zorunda da değilsiniz. Bazen yapılması gereken tek şey, kimseyle savaşmadan kendi yolunuza devam etmektir.



Yorumlar