Hata Onların, Suç Senin...
Güncelleme tarihi: 23 Eyl
Karşına, kendi döktüğü kahveyi senin bardağı yanlış yere koyduğunla açıklayan insanlar çıkacak.
Ve sen, hala dikkatli olmaya çalışırken, onlar ellerinin titremesini bile sana fatura edecek. Kendi dağınıklıklarının senin düzeninle örtmeye kalkacaklar. Çünkü suç, yer değiştirdiğinde vicdan rahatlar. Ama hakikat hep iz bırakır.
Karşına, geç kaldığı buluşmada seni suçlayarak içini rahatlatan insanlar çıkacak.
Dakikaları geciktiren kendi tercihleriyken,” Zaten sen mesaj atmadın” diyecektir. Sorumluluk almamak için bahaneye dönüşürler. Ve sen özür dilemen gereken bir şey yokken mahcup kalırsın. Çünkü bazı insanlar özrü değil, bahaneyi sever.
Karşına, unuttuğu şeyi sen hatırlatmadın diye seni sorumlu tutan insanlar çıkacak.
Kendi zihninin eksikliğini, senin ilgisizliğin gibi sunacaklar. Oysa sen hep oradaydın, belki de fazla oradaydın. Ama ne gariptir, bazı insanlar yalnızca unutmakta değil, suç atmakta da çok ustadır.
Karşına, aldığı kararın sonucunu senin sessizliğine yükleyen insanlar çıkacak.
Sen sadece saygı duydun, karışmadın. Ama şimdi, onlar seni “Neden engel olmadın?” diye suçluyor. Sessizliğini ihmal, anlayışını ihanet gibi okuyan insanlar olacak. Oysa sen sustun çünkü güvenmiştin. Ne garip; güven de bazen delil olur suçlamalara.
Karşına, kırdığı kalbi senin hassaslığına bağlayan insanlar çıkacak.
Kaba olduklarını itiraf edemeyecekleri için, senin çok hassas olduğunu söyleyecekler. Kalın duvarlar örüp seni narinliğinle suçlayacaklar. Çünkü özür dilemek zordur, ama seni “aşırı duygusal” ilan etmek kolay. Ve bu kolaylık, işte o zor yıkılan duvarların harcıdır.
Karşına, kendi unuttuğu sözü sen hiç söylememişsin gibi gösteren insanlar çıkacak.
Oysa sen kelimeleri avuçlarında saklarsın, incitmemek için. Ama onlar, kendi eksik hafızalarının boşluğunu senin üzerine atacak. Çünkü sorumluluk taşımak yerine seni susturmak daha kolay gelir. Ve sessizliğin, suça ortaklık sanılacak.
Karşına, seni kışkırtıp sonra da “Neden bu kadar abartın?” diyen insanlar çıkacak.
Yangını çıkaran kendileriyken, dumanı senden bilecektir. Duygularınla oynayıp sonra seni fazla duygusal olmakla itham edecekler. Ne gariptir; bazı insanlar hem seni ateşe atar hem de “Neden yanıyorsun?” diye sorgular.
Karşına, seni görmezden gelip sonra da “Neden uzaklaştın?” diye sorgulayan insanlar çıkacak.
Sen gözlerinin içine bakarken onlar uzaklara dalmıştı. Şimdi senin yavaş yavaş silinmeni, yok saymanın sonuncunu merak ediyorlar. Çünkü bazıları, ilgisizliklerini senin ilgisizliğinle açıklamaya bayılır.
Karşına, yarım bıraktığı hikayeyi senin yüzünden tamamlayamamış gibi anlatan insanlar çıkacak.
Oysa sen her cümleye sadıktın. Ama onlar kalemlerini kendileri bıraktı, şimdi mürekkebin kurumasını sana bağlıyorlar. Kendi eksik yazılarını senin suskunluğuna yıkmak ne kolay… Çünkü gerçekler değil, anlatılar hatırlanır.
Karşına, seni dinlemeyip sonra da “Niye hiçbir şey söylemedin?” diyen insanlar çıkacak.
Oysa sen söyledin, belki de defalarca. Ama onlar duymak istemediğimi duymaz, duyamaz. Şimdi geçmişi sanki sen sustun da onlar çaresiz kaldı gibi hatırlıyorlar. Bazı kulaklar, sadece kendi yankılarına açıktır çünkü.
Karşına, seni anlamak yerine savunmalarına kulp arayan insanlar çıkacak.
Sen içini açıkça onlar bahanelerini sıraya dizdi. Çünkü dinlemek değil, haklı çıkmak istediler. Ve sen konuşurken bile yalnız kaldın. Ne zaman biri seni duymadan savunmaya geçerse, bil ki orada samimiyet değil strateji vardır.
Karşına, kendi çizdiği mesafeyi senin soğukluğunla açıklayan insanlar çıkacak.
Yaklaşık istemeyen onlardı ama şimdi uzaklığı senin ilgisizliğine bağlayacaklar. Çünkü kimse kendi soğukluğuyla yüzleşmek istemez. İnsan, bazen mesafeyi sever; sonra da senin neden gelmediğini sorar.
Zen öğretisinde şöyle denir:
“Eğer çayın acıysa, önce demlemeyi sorgula; sonra şekeri.”
Ama bazı insanlar, çayın acılığını bardağın şekline, hatta senin onun getirdiğin saate bile bağlar. Çünkü hatayı dışarıda bulmak, içerideki boşlukla yüzleşmekten daha kolaydır.
Doğu felsefesi der ki:
“Karşındakini suçladığın her cümle, kendinden kaçtığın bir yansımadır.”
O yüzden seni aynaya çevirip kendine bakamayanlarla doludur hayat. Sana düşen şey ise; her aynaya dönüşmek zorunda olmadığını hatırlamaktır.
Unutma: bazen doğru kişi, yanlış kişinin hikayesinde kötü karakter ilan edilir. Ama bu seni kötü yapmaz. Sadece, başkasının taşıyamadığı duyguların gölgesine denk gelmişsindir.



Yorumlar