Hayat Enerjisi
Güncelleme tarihi: 23 Eyl

Sahi hayat enerjisi ne demekti? İnsanların birbirlerinden almış oldukları enerji ile sürdürülebilir bir yaşam ikame edebilmek nasıl olur?
Hayat enerjisi, insanların fiziksel, zihinsel ve ruhsal olarak yaşama karşı hissettiği canlılık, motivasyon ve içsel güçtür. Fiziksel enerji, vücutta hissedilen dinçlik, hareket etme isteği, uyandığında zinde hissetmek, yorgun olmamaktır. Zihinsel ve duygusal enerji ise, hayata karşı istekli olmak, hedeflere odaklanabilmek, umutlu hissetmek, moralin yüksek olması, kendini mutlu, anlamlı, üretken hissetmektedir. Son enerjimiz Ruhsal enerji ise, "İçimde yaşama isteği var" diyebilmektir. Hayat enerjimiz düşük olduğunda kendimizi yorgun, isteksiz, umutsuz hissedebilir, bununla birlikte depresyon, tükenmişlik, stres gibi durumlarla karşılaşabiliriz. Ama hayat enerjimiz yüksek olduğunda, kendimizi canlı, motivasyonumuz yüksek ve pozitif hissederiz. Hedeflerimize yönelir, ilişkilerimizde daha yapıcı ve daha üretken oluruz. Yaşadığımız süre boyunca mutlu, huzurlu ve sağlıklı bir hayat sürmeyi dileriz. Hayat enerjimiz yüksek olsun isteriz. Burada temel amacımız ve gayemiz kendimizi iyi hissetmektir. Ancak temel gayemiz iyi hissetmekken bu amaçtan saparak mutsuz olmayı tercih ederiz. Mutlu olabilmeyi unuturuz. Mutlu olduğumuzu zannederiz. Hayat enerjimizi düşürme yolunda devam ederiz yaşamaya. Bir bakmışız ki hayatımıza aldığımız enerjisi düşük insanlar ile birlikte bizde hayat enerjimizi kaybetmişiz. İnsan küçük bir şeyden bile mutlu olabilmeli. Mutlu nasıl olunur, hayat enerjimizi nasıl yükseltebiliriz bunları bilebilmeli insan. Bazen bir kuş sesi bazen bir dalın rüzgarla birlikte gerçekleştirdiği o muhteşem dansı, bazen bir çocuk gülüşü....
Miraç Çağrı Aktaş'ın "Senden Bir Tane Daha Yok" kitabında da bahsettiği gibi, "Enerji Bulaşıcıdır."
Enerjisi yüksek pozitif düşünceli bir kişiliğe sahip olduğumuzda ruhumuzu besleriz, hayata daha farklı gözle bakarız, sorunlardan ziyade çözümlere odaklanır, motivasyonuzumuz ve özgüvenimizi geliştiririz. Bu sayede çevremize örnek olarak hayatımıza aldığımız yeni insanları, çevremizdeki arkadaşlarımızı, dostlarımızı, sevdiklerimizi de besler, iyileştiririz. Ancak pozitif düşünmek yerine her şeye olumsuz bakan bir kişiliğe sahip olduğumuzda hem kendi hayat enerjimizi düşürüp, hemde çevremizdeki insanlarında hayat enerjilerini sömürmeye başlarız. Kendimize zarar verdiğimiz gibi sevdiklerimize, arkadaşlarımıza, ailemize de zarar vermeye başlarız. Mutsuzluğu ve umutsuzluğu arttırarak ruhumuzu zehirleriz. Üzüm üzüme baka baka kararır demiş Atalarımız. Nasıl baktığımıza kime baktığımıza göre hayatımızı yaşarız. Şu kısacık ömrümüzde kendi kendimizi yer bitiririz. Her şeyin kısa sürede tüketildiği bu çağda yaşamamıza rağmen neden bu hırs, bu kötülük, bu düşüncesizlik? Ruhsal, Zihinsel, Fiziksel yorgunluklarımızdan kurtulup hayata daha güzel bakabilmeliyiz. Şimdi şu anda hemen başlayalım hadi... Bedenimizi, zihnimizi sık sık dinlendirelim. Motivasyonumuzun düşük, duygu durumumuzun çok yoğun olduğu dönemlerde düşüncelerimizden sıyrılarak kendimizi aktivitelerde bulalım. Bir yürüyüş veya egzersiz, bir hayvan besleme ve başını okşama, yeni bir enstrüman öğrenmeye başlama, şarkı söyleme, dans etme vb.
Unutmayalım ki bu hayat bizim. Bu hayattayız ve yaşıyoruz. Nefes alıyoruz. Hayat felsefemizin önemlisi ve en kıymetlisi. Her şeyi geride bırakıp, yeniden tutunalım hayata. Küçük şeylerle mutlu olabilmeyi, yetinebilmeyi bilerek hayatımızı daha yaşanır hale getirelim. Ne güzel söylemiş Miraç Çağrı Aktaş diyerek cümlemi tamamlamak istiyorum;
Güneş gibi olmalı insan.
Batmasını bildiği gibi doğmasını da bilmeli.
Kendini yakmasını bildiği gibi
Kendine ışık da olabilmeli.
İlham olmalı insanalara.
Işık tutmalı yollarına.
Unutma;
Senden başka yok bu dünyada.



Yorumlar